Röportaj: İdris Kaboğlu / Xerox CFO
Röportaj: İdris Kaboğlu / Xerox CFO

- Xerox da işe başlamanız sizin için bir dönüm noktası mıydı sizce yoksa önünüze daha iyi fırsatlar çıktı mı hiç?
+ Şimdi Xerox’da ne zaman işe başladığımla ilgili bu bence. Önce denetim firmasında çalıştım daha sonra dediğim gibi Volkswagen Doğuş tüketici finansmanında çalıştım ve oraya baktığımızda orası daha çok bir finansman şirketiydi. Yaptığı iş basit araba kiralamadan evvel çünkü daha sonradan o işe girdiler tüketici kredisi sağlıyorlardı. Yani nedir bu; araba almak isteyenlere finansman sağlıyordunuz, onun bazı kriterleri var ve orda ben risk yönetimi ve raporlamadan soruluydum. Xerox yaptığı iş itibariyle bundan daha farklı çünkü Türkiye’de üretim faaliyeti yok tamamen ithalat yapıyor, ithal edilen makinelerin burada distribütörler yoluyla alım satım ticaretinin yapılması ve servisinin sağlanması yani bir nevi gerçek dünyaya daha yakındı. Çünkü dediğim gibi bir al sat firması; o yüzden benim kariyerimde bir dönüm noktası olarak adlandırabiliriz. Ben daha çok gündelik işlerle güncel hayatla ilgilenmek istiyordum ve üretim yapan ya da ticaret yapan bir şirkette çalışmak istiyordum. Oradan ayrılmamın nedeni buydu yoksa Volkswagen’de ki kariyerime baktığımda da orda bir problemle karşılaşmamıştım ama dediğim gibi daha finans alanında çalışmaktansa ticaret yapan alanda üretim yapan alanda çalışmak istiyordum Xerox’a geçmemin nedeni buydu.

- O zaman ikinci soruya geçeyim. Türkiye’de donanım yazılımı yapmak nasıl bir iş? Hani Avrupa’da çalıştınız, Avrupa’daki bakış açısıyla Türkiye’deki bakış açısı arasında nasıl bir fark var?
+ Şimdi yazılım alanında zaten Türkiye’de çok ciddi bir operasyonumuz yok, çalıştığımız ortaklarımız var. Yazılımı genelde onlar geliştiriyor biz daha çok donanım alanında faaliyet gösteriyoruz. Bizim yaptığımız iş fotokopi yazıcı fax vesaire bütün bu ürünlerin Türkiye’ye getirilip burada servis hizmetinin verilmesi, bunun ticaretinin yapılması, alınıp satılması. Bizim müşteri grubumuzda bütün bu ilk 500 de gördüğünüz şirketler bizim direk ilgilendiğimiz en direkte bütün copycenterlar bankalar, ev ve ofis tipi kullanıcılar diye adlandıra biliriz. Çünkü yazılım alanında Xerox’un tüm iş süreçlerinin yönetilmesiyle ilgili çalışmalar var ama henüz biz Türkiye’de bu konuda çok ileri değiliz. Xerox’un satın aldığı bir şirket var Türkiye’de eski ismi ‘Yunamik’ ama Xerox tarafından satın alındıktan sonra adı Xerox diye geçiyor ama Türkiye’de sadece ‘call center’ hizmeti veriyor. Bu alanda Xerox’un çok ciddi bir faaliyeti yok Türkiye’de.

idris kaboğlu röportaj

- 2009 yılında Xerox Orta Doğu ve Avrupa bölgesinin en iyi cfo’su seçildiniz, bu başarı sizin kişisel hayatınıza nasıl bir etkide bulundu?
+ Ben Türkiye’de çalıştıktan sonra Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da çalıştım. 2007 Eylül’ünde orda çalışmaya başlamıştım ki 2008 ve 2009’u hatırlarsak dünyadaki krizden çok ciddi bir etkileşim söz konusuydu. Çek Cumhuriyeti ve Slovakya üretim alnında gelişmişler, özellikle otomotiv ciddi bir alan. Ülke gelirinin çok ciddi bir kısmını oluşturuyor ve Xerox’un Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’da çok başarılı bir operasyonu vardı. Ben de oraya çok çabuk entegre olduğumu söyleyebilirim. Hem karlılık açısından hem de bütün bilanço metrisleri açısından göstergeler açısından çok başarılı bir dönem oldu. Hem şirket çok ciddi bir karlılığa ulaştı, onu yanında şirketin yurtdışından denetim aldığı senelerdi ve bu denetim sonuçları da çok temizdi. Bütün standartlara uygun olarak işler yapılıyordu özellikle Amerika standartlarına, bu benim açımdan da çok başarılı bir dönemdi. Sonuçta başka bir ülkeye gidiyorsunuz orda ki kurallar farklı kanunlar farklı her ne kadar Avrupa Birliğine Türkiye’yi yakınlaştırsak da kültür daha farklı. Ama açıkçası ben hiçbir zorluk yaşamadım. Hatta çok rahat çalıştığımı da söyleyebilirim, bütün aklıma gelenler pozitif şeyler. Benim için de çok ciddi bir algı oluşturdu çünkü bu bölgede Çek Cumhuriyeti ve Slovakya dışındaki ülkelerinde sayarsak Polonya, Macaristan, Romanya onların içerisinde de en başarılı operasyona sahip olduk, dediğim gibi benim iş hayatımda en başarılı olduğu dönem olarak adlandırabilirim.

+ 18 yaşınıza geri dönseydiniz ne tavsiyede bulunurdunuz?
- Şimdi 18 yaşıma geri dönsem herhalde gene denetim firmasında çalışmaya başlamak isterdim çünkü üniversite çok güzel bir dönem hakikaten ortam çok daha değişik, hem arkadaş çevresi olarak hem zaman değerlendirme olarak ama ben doğru yerden başladığımı düşünüyorum. Oraya dönseydim daha farklı bir şey yapar mıydımın cevabı hayır olur denetim firmasında başlayarak çok doğru bir yerden başladığıma inanıyorum.

- Son soru olarak da şunu sormak istiyorum; Xerox’un yaptığı veya yapmayı planladığı sosyal sorumluluk projelerinden bahsedebilir misiniz biraz?
+ Dünyada çok sayıda proje var, Türkiye’de de var hatta. Bundan bir ay önce Kızılay için bir kan bağışı dolayısıyla bir koşuya katıldı şirketten birçok çalışan. Onun dışında şu an da çeşitli yardım kampanyalarına destekleyici oluyor Xerox dünyanın da Türkiye’nin de birçok yerinde, mülteciler için de dünyada sıkıtı çeken insanlar için de. Pakistan’da deprem olduğu zaman da yardımı olmuştu. Şu anda bunun için şirket çalışanları bu tür aktivitelerde gönüllü olarak görev yapıyor. Burada Kızılay’ı sayabiliriz çeşitli sivil toplum kuruluşlarını sayabiliriz ama Amerika’da bu konuda çok daha ileri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü orada bu tür kuruluşlarla Xerox’un ilişkisi çok daha üst safhada Türkiye’de o kadar gelişmiş olduğunu söylemek çok iyimserlik olur, burada da daha kar edeceğimiz yollar var ama bu alanda örnek olmak içinde bütün aktivasyonlara katılıyoruz.

- Bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz.
+ Ben teşekkür ederim.

Berkay Karacaer - ODTÜ

Yazar

ODTÜ İşletme Topluluğu

ODTÜ
İşletme

İlgİlİ Yazılar

Unilever'de Çalışmak!

Unilever'de Çalışmak!

TeaTalk with Henkel

TeaTalk with Henkel

0 Yorum

Yorum Yaz